Antonina Sanat 15nci Sergi Açılışına Özel Atilla Tuna’nın Kaleminden…

Mimarlık, biz turist rehberlerinin olmazsa olamaz araştırma alanlarından biridir. Çünkü “binalar nasıl okunur?” sorusunun yanıtını doyurucu biçimde vermeden insanlara anıtsal yapıları, şehirleri ve mimari detayları anlatmanız mümkün değildir. Bu nedenle mimarlık her zaman ilgi alanlarım içerisinde yer almıştır. Diğer yandan mimarlık, matematiği, geometriyi ve estetiği de beraberinde getirir. Edebî rehberimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri, bu konuların meraklısı için yazılmış bir manifesto gibidir: “Evren her an gözlemlerimize açıktır. Ancak onun dilini ve bu dilin yazıldığı harfleri öğrenmeden ve kavramadan anlaşılamaz. Zira evren, matematik diliyle yazılmıştır. Harfleri, üçgenler, daireler ve diğer geometrik biçimlerdir. Bunlar olmadan tek sözcüğü bile anlaşılamaz. Bunlar olmadan ancak ve ancak karanlık bir labirentte dolanılır.”

Antonina Sanat Galerisi Lea Toth
“Sınır / Hub”, 2017, Pleksi – Karışık Teknik / Plexiglass – Mixed Media, 38 x 61 cm.

Doğruyu söylemek gerekirse matematik ve geometrinin önemini, profesyonel rehberliğe başlamazdan çok önce, henüz çocukluk yıllarımda fark etmiştim. Bütün bu sayıların, formüllerin ve türlü türlü geometrik şekillerin varoluşumuzun sırrını açıklayan bir tarafı olmalıydı. Belki de bu sırrı çözmek için uzun yıllar okul çantamda pergel taşıdım. İç ve dış açıları, yarıçapları bolca ölçüp boyutları netleştirdim. O günlerde, “pergelin bir ucu bir şehirdeyse diğer ucu mutlaka başka bir şehirdedir.” düşüncesine inandım. Kudüs ile Antakya, Beyrut ile Mardin, İzmir ile Selanik, Ankara ile Tahran ve daha birçok şehir arasında görünmez, ancak güçlü bağlar kurmam bundandır. Biraz dikkatli baktığınızda İstanbul ile Budapeşte arasında da benzeri bir ilişkiyi rahatlıkla kurabilirsiniz.

Antonina Sanat Galerisi Lea Toth
“Bilinçaltı / Subconscious”, 2019
Ahşap Üzerine Karışık Teknik / Mixed Media on Wood, 44 x 44 cm.

Nihayetinde Macaristan’ın zarif başkenti Budapeşte de içinden su akan görkemli bir kültür şehridir. Tıpkı İstanbul gibi… Gerçekten de Tuna Nehri’nin hayat verdiği alımlı bir köprüler kenti olan Budapeşte, Macaristan’ın kalbi, ruhu ve belleğidir. Balkanlı karakterini Avrupa modernizmi ile birleştiren başkentte, nehrin iki yakasına kurulmuş Buda ve Peşte, âdeta bir şehirde iki ayrı hayatı yaşar. Şehirde, “geçmiş” Buda tepelerine, “gelecek” ise Peşte bulvarlarına emanet edilmiştir sanki…

Tuna’nın vakur başkentinde aynı kaderi paylaşan, ancak birbirinden farklı kişiliklere sahip iki yaka, ziyaretçisine nasıl mı görünür? Birkaç örnekle açıklamaya çalışayım dilerseniz: Müzelerin ve sanat koleksiyonlarının büyük bölümünü Buda, futbol stadyumlarını ise Peşte sahiplenmiştir. Genç nüfus Peşte’de yoğunlaşırken, Buda sokaklarında daha olgun yüzler ve turist kalabalıklarıyla karşılaşırsınız. Peşte’de iş merkezleri, Buda’da ise tarihî yapılar ağırlıktadır. Kalburüstü kesimin ikamet ettiği Buda’nın aksine, Peşte’de birbirine bitişik bloklar hâlinde sıralanan dev apartmanlar göze çarpar. Öte yanda Peşte tarafındaki görkemli Kahramanlar Meydanı’nı süsleyen heykeller, Macaristan’ın kurucularını simgeler. Tarih boyunca sayısız saldırıya ve istilaya maruz kalmış bu kadim şehir, sarayları, köprüleri, mabetleri, meydanları ve heykelleriyle dimdik ayaktadır. Hem çok güzel hem de neşesi yerindedir. 60 metre yüksekliğindeki bir tepe üzerine kurulu Buda Kalesi ise şehrin çekirdeği gibidir. Tepede Barok ve Gotik unsurlarıyla dikkat çeken Kraliyet Sarayı, şaşaalı günlerini yaşadığı Kral Matyas döneminde gelişmiş bir sıcak su sistemine sahip olmuştur. Elbette detayları çoğaltmak mümkün… Ancak şehirler üzerine derinlikli izlenimler edinmeye başladığınızda, Budapeşte ile İstanbul arasında dev bir pergelin iki ucunun bulunduğunu görebilirsiniz.

Antonina Sanat Galerisi Lea Toth

Kuşkusuz karşılaştırmalı kent okumaları yapmak, gezdiğiniz – gördüğünüz şehirleri çok daha iyi kavramamızı sağlar. Bunu yapabilmek için sanattan, geometriden ve matematikten beslenmemiz gerekir. Sanırım tam da bu nedenlerle başarılı Macar sanatçı Lea Tóth’un işlerine ilgi duyuyorum. Vizyoner mimarlık bilgisini ben ötesi psikoloji eğitimi ile zenginleştiren sanatçı, üç boyutlu yaratıcılık, dinamiğin estetiği, ruhsal izlekler ve modern yapısal yaklaşımlar gibi kavramlar etrafında gezinerek gezginlere ve sanatseverlere yepyeni ufuklar açıyor. Bizlerse böylesine çok yönlü bir ismi, Antonina Sanat Galerisi’nde ağırlamanın onurunu yaşıyoruz. 18 Mart – 8 Mayıs 2020 tarihleri arasında İstanbul Harbiye’deki merkezimize gelecek olan misafirlerimiz, Lea Tóth’un “Bilinçli Geometri” başlığı altında buluşturduğu çarpıcı eserleri görme fırsatını elde edecekler. Bu nadide sergi, sanatçının duygu ve düşüncelerinin transformasyonunu gözler önüne seriyor. Koleksiyonda yer alan işler, içsel bir yolculuğun görsel temsillerini örnekliyor. Boya, ahşap, metal ve pleksi gibi materyallerden yararlanarak tuvalden taşan eserlere imza atan sanatçı, son derece yenilikçi bir yaklaşıma imza atıyor. Lea Tóth’un özgün sanatsal tarzını tanımlarken seçtiği kelimeler de fazlasıyla dikkate değer: “Bir Macar olarak İstanbul’da geçirdiğim dönemde hazırlanan eserler, Türkiye’de yaşadığım etkilerin birer yansıması…” Ne dersiniz, Lea Tóth’un kurduğu uzamlara benzer biçimde, şehirler ve kültürler arasında görünmez bağlar yok mu sizce de?

Atilla Tuna
Sanat Tarihçisi / Antonina Sanat Galerisi Kurucusu


AÇILIŞ KOKTEYLİ
18 Mart 2020
(Çarşamba)
18:00 – 20:00

“BİLİNÇLİ GEOMETRİ” SERGİSİ
18 Mart – 8 Mayıs 2020

ADRES
Antonina Turizm, Antonina Sanat Galerisi
Harbiye / İstanbul

Katılım için lütfen formu doldurunuz.